Vakkorama Paper | 2019’a geri sayım: Yedinci Kıta’ya doğru
4106
portfolio_page-template-default,single,single-portfolio_page,postid-4106,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,paspartu_enabled,qode_grid_1300,qode-content-sidebar-responsive,qode-theme-ver-10.1.2,wpb-js-composer js-comp-ver-5.1,vc_responsive

2019’a geri sayım: Yedinci Kıta’ya doğru

 

 

14 Eylül-10 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek 16. İstanbul Bienali’nin, dünyada bıraktığımız izleri araştıracağımız teması açıklandı: Yedinci Kıta, doğal ve kültürel atıkları odağına yerleştirerek, insanın faaliyetlerini sanatçılar, düşünürler, antropologlar ve çevrecilerle masaya yatıracak.

 

16. İstanbul Bienali’nin küratörü, Eleştirel Estetik ve Postprodüksiyon gibi kitapların yazarı ve Montpellier Contemporain’in direktörü Nicolas Bourriaud’ın küratöryel metniyle birlikte bir de “sözlükçe” yayınlandı. Aşağıdaki kelimeler önümüzdeki sonbahar, şehrin gündeminde olacak:

 

 

Antroposen: Çoğu bilim insanına göre, ayırt edici özelliği insan faaliyetlerinin gezegen

üstündeki etkisi olan, içine girdiğimiz yeni jeolojik çağın adı.

 

Kapitalosen: Bu yeni çağa, genel olarak insanlar (antropos) değil de belirli bir üretim sistemi

neden olmuş olabilir. İsveçli ekolojist Andreas Malm’ın ortaya koyduğu üzere kapitalosen

kelimesi, gezegeni tehdit eden şeyin, kapitalist üretim biçimi tarafından şekillendirilen insan

faaliyeti olduğuna vurgu yapar.

 

Yedinci Kıta: Küresel ısınmayı bir yana bırakırsak, Antroposen’in yarattığı en gözle görünür

etkilerden biri, “Yedinci Kıta” adı verilen devasa çöp yığını oluşumudur: 3,4 milyon

kilometrekare genişliğinde yüzen plastik; 7 milyon ton ağırlığında, okyanusta geniş adalar

oluşturan bir atık yığını.

 

Molekülerleşme: Mevcut siyasal, ideolojik ya da ulusal kütlelerin, daha küçük, hatta ufacık

birimlere bölünmesi.

 

Moleküler Antropoloji: İnsanın evrendeki etkilerinin, ayak izlerinin ve bunların insan-

olmayanlarla ilişkisinin araştırılması. Halihazırdaki insan türünün ötesine geçen kesintisiz,

genişletilmiş bir antropoloji. İnsanları, sonsuz sayıda moleküler vakaya bölünmüş bir kütle

olarak ele alır. Sanatçılar, toplumsal gerçekliklerin moleküler yapısını gözlemler.

 

Antropoloji: Tim Ingold’un sözleriyle “İçinde insanlar olan felsefe.”

 

Perspektivizm: Brezilyalı antropolog Eduardo Viveiros de Castro tarafından ortaya atılan,

doğalarının (örneğin bedenlerinin) farklı olmasıyla birbirinden ayrışsalar da, hayvanlar ve

bitkiler de dahil olmak üzere bütün varlıkları birbirine bağlayanın insan kültürü olduğunu

düşünen, Amazon mitolojisi ve kozmolojisine gönderme yapan bir kavram. Viveiros de

Castro, o dönemde basit bir gözlem nesnesine indirgenen Amerikan yerlilerinin dünyasının

dışına çıkıp insan-olmayan unsurları da işin içine katarak, tüm dünyayı Yerli bir bakış

açısından incelemek istemiştir.

 

Zenoloji: Yabancı anlamına gelen Yunanca zenos kelimesinden türer. Zenoloji, gerçekliğin,

başkalıkların, tekilliklerin ve ötekiliklerin çokluğunun tasviridir. Yenilenmiş bir egzotizm fikri,

burada çeşitlilik düşüncesinin genişletilmiş bir hali, neredeyse moleküler bir çeşitliliktir.

 

Yaban: Ansızın kendini tanımadığı bir toplumun içinde bulan bir antropolog misali her bir

sergi izleyicisi de sanatçıları, “yabancı” ya da “yaban” olarak nitelendirir. Yabanların yerini

sanatçılar almıştır.

 

Arkeoloji: Filozof Giorgio Agamben’e göre “[…] kendi güzergâhının ve gölgesinin izini

sürdüğü için şimdiki zamana erişimi yalnızca, şimdiki zamanın geçmişin üstüne attığı ilmek

olan arkeoloji sağlayabilir.”

Category
KÜLTÜR-SANAT